Bir Kilise, iki rahibe...

RÖPORTAJ
Haziran 2010

Una chiesa, due suore... - Intervista - giugno 2010

1) Kilisenin tarihi? Yapımı sırasında yaşanan olaylar nelerdir?

 

Bu Kilise 1910 senesinde inşaat edilmiştir. Yapımı sırasında çok önemli olaylar yaşanmamıştır. Sadece sağlam temelleri yapabilmek için çok derine kazmak lazımdı. Ayrıca rahipler şahsen duvarcı oldular ve çok iş gördüler. Nihayet 11 Aralık 1910 bu kilise resmen açıldı.

 

2) Kaç yıldır buradasınız? Ve ne kadar daha burada kalacaksınız?

 

15 yıldır buradayız; artık Konyalı olduk! Ne kadar daha kalacağız... Rab bilir. Bu hizmeti yerine getirebileceğimiz zamana kadar kalacağız: yani hastalanmazsak, ya da başka engel çıkmazsa, kalacağız.

 

3) Bu görev için gerekli şartlar nedir?

 

Rab’be hizmet etme arzusu ve isteği olan Hıristiyan olmak şarttır. Görevli kişi rahip, rahibe veya olgun bir Hıristiyan olabilir; yerel Episkopos tarafından görevlendirilmesi şarttır, çünkü bir meslek değil, cemaate bir hizmettir; burada yaşayan ve grup halinde Konya’dan geçen Hıristiyanlara bir hizmettir. Rahip olmazsa da, iman konularında bilgeli olması gerekir, Kutsal Ayin için hazırlık yapmakta ve başka duaları yönetmekte yetenekli olması lazım.

1. Quando è stata costruita la chiesa? Durante il lavoro di costruzione ci sono stati dei fatti particolari?

Questa chiesa è stata costruita nell'anno 1910. Durante la costruzione non si sono verificati fatti particolari. Solamente, per poter fare delle solida fondamenta, si è dovuto scavare molto in profondità. Inoltre i sacerdoti stessi si sono dovuti fare muratori ed hanno molto lavorato. Finalmente, l'11 dicembre la chiesa è stata ufficialmente aperta.

2. Da quanti anni siete qui? Quanto rimarrete ancora?

Siamo qui ormai da 16 anni; ormai siamo di Konya! Quanto rimarremo ancora... lo sa il Signore. Rimarremo fin quando saremo capaci di compiere questo servizio: se non ci ammaleremo, se non ci saranno ostacoli, rimarremo.

 

3. Quali sono le condizioni necessarie per questo servizio?

É indispensabile essere cristiani che desiderano( e vogliono) servire il Signore. Questo servizio lo può svolgere un sacerdote, una suora o un cristiano maturo; è necessario che sia il Vescovo del luogo a dare tale incarico, perchè questo non è un lavoro, ma un servizio alla Comunità, un servizio, cioè, ai cristiani che vivono qui ed ai gruppi che passano. É necessario che abbia una certa conoscenza in materia di fede, che sappia preparare per la S. Messa e, se mancasse il sacerdote, sappia guidare un momento di preghiera.

4) Neden rahibe olmayı seçtiniz? Ve bu kararınızdan yakın çevrenizde nasıl karşılandı?

 

Rahibe olmayı seçtiğimizi söylemek tam doğru değil, Allah’ın çağrısına evet diye cevap vermeyi seçtik. Yani bizi, ailede anne olarak değil, ama bu yolda rahibe olarak O’nun sevgisine tanıklık etmeye çağıran Allah’a ‘Evet’ demeyi seçtik. Fakat mecbur olarak değil, tamamen özgürce cevap verdik, çünkü O hiçbir zaman baskı yapmaz. Seve seve O’na ‘Evet’ dedik çünkü O’nun, bize ve bütün insanlara beslediği sevginin ne kadar büyük olduğunu tecrübe ettik. O kadar büyük ki, sevgisi tamamen yaşamımızı doldurdu.

4B) Örneğin; annem bana hiçbir şey söylemeden bunu arzu ediyordu ve bunun için çok zamandan beri dua ediyordu. Bu nedenle, bu kendisi için çok güzel bir haber oldu. Babam başlangıçta çok memnun değildi, ama bana hiç engel koymadı: bana, ‘Eğer sen mutlu olursan bana yeter” dedi, sonra beni gerçekten mutlu görünce rahatlayıp o da mutlu oldu. Kız kardeşlerim hem üzüldü hem de sevindi çünkü hizmetim yüzünden onlardan ayrıldım ve beni özlüyorlar, fakat aynı zamanda zor durumda bulunduklarında benden bir destek bulduklarını söylüyorlar.

 

5) Kilisenin kuruluşundan bu yana kimler görev aldı?

 

1940 yılları civarına kadar sürekli olarak rahipler burada oturuyordu, sonra onlar Ankara’ya taşındılar, o zamanda her hafta oradan geliyorlardı. Bizden önce 10 sene iki rahibe burada kaldı, onlardan önce ise ermeni bir amca uzun yıllarca kilisede hizmet etmişti.

4. Perchè avete scelto di essere suore? E dai vostri parenti e amici come è stata accolta la vostra scelta?

Non è del tutto giusto dire che abbiamo deciso di essere suore; abbiamo scelto di dire di sì alla chiamata di Dio. Abbiamo cioè scelto di dire 'sì' a Dio, che ci chiamava a rendere testimonianza al suo amore non come mamma in un famiglia, ma in questa via, come suore. Però gli abbiamo risposto liberamente, non per costrizione, perché lui non forza mai nessuno. Volentieri gli abbiamo detto 'sì', perché abbiamo fatto esperienza di quanto sia grande il suo amore per noi e per tutti; tanto grande da poter riempire pienamente la vita. Ad esempio, mia mamma, senza dirmelo, lo desiderava e da molto tempo pregava per questo. Per lei, dunque, è stata una notizia molto bella. Mio papà, all'inizio, non è stato molto contento, ma non ha ostacolato la mia scelta. "Mi basta che tu sia contenta!" ha detto. Poi, vedendo che ero veramente contenta, si è tranquillizzato ed è stato contento anche lui. Le mie sorelle sono state ad un tempo contente e tristi, perché, a motivo del mio servizio, mi sono allontanata da loro. Hanno nostalgia, ma, nello stesso tempo, dicono che quando si trovano in qualche difficoltà trovano un sostegno in me.

5. Da quando è stata costruita fino ad ora chi era responsabile della chiesa?
Fino al 1940 circa risiedevano qui stabilmente dei sacerdoti, che poi si sono trasferiti ad Ankara; in seguito venivano di là ogni settimana. Prima di noi sono state qui per 10 anni due suore, e prima di loro per molti anni ha fatto servizio alla chiesa un anziano armeno.

6) Kilisenizin geçmişte en yoğun olarak kullanıldığı zaman nedir?

 

Kilisemizin en yoğun olarak kullanıldığı zaman onun inşa edildiği zamandır, yani yüz yıl önce. O zamanda Konya’daki Hiristiyan cemaatinin 2000 üyesi vardı, aralarında yaklaşık 200 Fransız işçi yaşıyordu, tren yolunu yapmak için burada çalışıyordular; zaten özellikle onlar için Aziz Pavlus Kilisesi yapılmıştır; fakat sadece Katolikler değil, başka Hıristiyanlığın mezheplerine ait olan insanlar da bu kilisede dua ediyorlardı. 20 sene önce İnanç Turizmi daha yoğun olmaya başladı. Aziz Pavlus’un yaşadığı yerleri görmek ve bu yerlerde dua etmek için her gün pek çok grup kilisemize geliyor. 2008-2009 yılı da Aziz Pavlus’un yılı olduğundan binlerce grup kilisemizde ibadet etti.

6. Qual è il periodo in cui la vostra chiesa è stata frequentata di più?

Il tempo in cui la nostra chiesa è stata maggiormente frequentata è quello in cui fu costruita, 100 anni fa, nel 1910. Allora la Comunità di Konya contava circa 2000 membri, fra loro vivevano circa 200 lavoratori francesi; la Chiesa di S. Paolo è stata costruita soprattutto per loro. Non solo cattolici, però, anche persone di altre confessioni cristiane pregavano in questa chiesa.

Venti anni fa il turismo religioso ha conosciuto un maggiore incremento. Nella nostra chiesa vengono ogni giorno numerosi gruppi che desiderano vedere e pregare nei luoghi dove è vissuto S. Paolo. Il 2008-2009, essendo stato l'anno di S. Paolo, migliaia di gruppi hanno pregato nella nostra chiesa.

7)Hıristiyanlığın mezhepleri nelerdir, kısaca bilgi verebilir misiniz? Kilisenizin mezhebi nedir?

 

Kilisemiz Katoliktir.

Hıristiyanlıkta üç önemli mezhep vardır: Katolik, Ortodokş ve Protestan. En önemli farklar şunlardır: Katolikler Papa’nın otoritesini kabul ediyorlar; Ortododslar ve Protestanlar bunu kabul etmiyorlar. Ortodokslar Patriklerin otoritelerini kabul ediyorlar. Protestanlar için tek bir otorite yok, her grup daha çok bağımsız. Ayrıca ibadet şekilleri ve dilleri farklıdır. Katolikler ve Protestanlar Ayinlerde halkın lisanı kullanıyorlar, Ortodokslar ise Yunanca veya Ermenice veya Süryanice konuşuyor ve ibadet ediyorlar. Ortodoksluk yavaşça ortaya çıkmıştır. İlk önce ibadet şekillerinde önemsiz farklar mevcuttu, ayrıca birkaç defa önemsiz ve kısa süren ayrılışlar vardı, ve nihayet 1054 senesinde Rum Ortodoks Kilisesi kesin bir şekilde Roma Katolik Kilisesinden ayrıldı. Protestan Kilisesi Martin Luther (1483-1546) önderliğinde ortaya çıkmıştır. 1517 senesinde M.Luther 95 “Tezi” Wittenberg Kilisesinin kapısına asarak Roman Katolik Kilisesinden ayrılmıştır. Diğer Protestan Kiliseleri (Kalvinizm, Anglikanizm, v.s.) biraz sonra ortaya çıkmış.

7. Quali sono le confessioni cristiane? Potreste darci brevemente qualche informazione? La vostra chiesa a quale confessione appartiene?

La nostra è una chiesa cattolica. Nella cristianità ci sono tre importanti confessioni: cattolica, ortodossa e protestante. Le differenze più importanti sono queste: i cattolici accolgono l'autorità del Papa, gli ortodossi e i protestanti no. Gli ortodossi riconoscono l'autorità dei Patriarchi. Per i protestanti non c'è un'unica autorità, ogni gruppo è indipendente. Inoltre sono diverse le forme di preghiera e le lingue. I cattolici e i protestanti nella messa usano la lingua popolare, gli ortodossi, invece, parlano e pregano in greco, armeno o siriano.

 

La chiesa ortodossa è apparsa gradualmente. Dapprima si sono verificate lievi differenze nel modo di pregare, inoltre ci sono state alcune volte delle divisioni senza importanza e di breve durata, infine nell'anno 1054 la Chiesa Ortodossa si è separata in modo netto dalla Chiesa cattolica di Roma. La Chiesa Protestante è nata sotto la guida di Martin Lutero (1483-1546). Nel 1517 M. Lutero, appendendo alla porta della chiesa di Wittemberg le 95 "Tesi", si è separato dalla Chiesa Cattolica. Le altre Chiese Protestanti (Calvinismo, Anglicanesimo ecc.) sono nate un po' più tardi.

8) Konya’daki Hristiyan nüfus hakkında bilgi verebilir misiniz?

 

Buradaki ufak Katolik Cemaatinin çoğunluğu yabancıdır, özellikle Iraklı Keldani Hıristiyan mültecilerden oluşmaktadır.

9) Kilisenin ve sizlerin geçim kaynağı nedir?

 

Kilisenin geçim kaynağı kilisedeki bağış kutusudur. Bizler de maaş almıyoruz, karşılıksız bu hizmeti yapıyoruz. Bir ailemiz var, ayrıca eminiz ki, Rab için çalışıyorsak, o bizim için düşünüyor: İsa buna söz verdi. Arkadaşlarımız veya başka insanlar aracılığıyla gerçekten O bizim için düşünüyor.

 

10) Müslümanlar ile yaşadığınız zorluklar ve güzellikler var mı? Varsa anlatır mısınız?

Bir gün ziyaret zamanında Kiliseye küçük bir kız geldi, belki 13 yaşındaydı. Bizi şaşırtarak elimize boyanmış güzel bir resim koydu. “Bunu sizin için yaptım, size hediye olarak vermek istiyorum” diye söyledikten sonra gitti. O küçük kızı ne daha önce ne de sonra tekrar gördük, ama onun güzel resim hala yatak odamızda durup, o küçük kızın büyük sevgisini hatırlatıyor bize.

Evimizde parkeye vernik yaparken bir gün süresince içeriye giremiyorduk. Bu işte çalışan marangoz eşine telefon ederek bizi onların evine yemek yemeye davet etti.

Bazen zorluklar anlaşmazlıktan gelir. Örneğin; Bazen ziyaretçilerin sözle saldırısından başka bir zorluk şudur: Bir Batı Devleti, Avrupa olsun Amerika olsun, kötü bir şey yaparsa, sanki biz yapmış gibi, Hıristiyanlık yapmış gibi bize kötü bakılıyor.

Bazen de bizden misyoner diye şüphe ediyorlar. Aslında, bizim için misyoner olmak ısrarla Hıristiyan olmaya ikna etmek değil, ama her yerde Türkiye’de olsun, İtalya’da olsun karşılaştığımız her insana Tanrı’nın sevgisini bağışlamaktadır.

8. Potete dirci quanti sono i cristiani a Konya?

La parte più cospicua della piccola comunità cattolica che vive qui è costituita da stranieri, soprattutto da profughi Iracheni caldei.

9. Da dove traete il sostentamento per voi e per la chiesa?

Quanto serve per la manutenzione della chiesa lo prendiamo dalla cassetta delle offerte. Noi non riceviamo una paga, il nostro servizio lo svolgiamo gratuitamente. Abbiamo una famiglia, inoltre siamo sicure che, se lavoriamo per il Signore, egli pensa per noi: l'ha promesso Gesù. Attraverso amici o altre persone veramente egli pensa per noi.

10. Avete vissuto delle difficoltà o dei momenti belli con i musulmani? Eventualmente, potete raccontare?
Un giorno, nel tempo delle visite, è venuta in chiesa una ragazzina, aveva forse 13 anni. Con nostra meraviglia ci ha messo in mano un bel disegno dipinto. "L'ho fatto per voi, desidero farvene dono", disse, poi se ne andò. Non avevamo visto prima quella ragazzina, né l'abbiamo più vista dopo, ma il suo bel disegno si trova ancora nella nostra camera da letto e ci ricorda il grande amore di quella ragazzina.
In casa nostra stavano verniciando il parkè e per un giorno non si poteva entrare. Il falegname che faceva questo lavoro, telefonando alla moglie, ci invitò a pranzo a casa loro.
Qualche difficoltà viene da incomprensioni. Ad esempio una difficoltà è questa: se un Paese dell'Occidente, sia Europa che America, fa qualcosa di male, è come se l'avessimo fatta noi, veniamo guardati male come se l'avessero fatto i cristiani.
Ancora, a volte sospettano che siamo missionari. Ma, in fondo, per noi essere missionari non significa insistere per convincere a diventare cristiani, ma donare in ogni luogo, sia in Turchia che in Italia, ad ogni persona che incontriamo, l'amore gratuito di Dio.

 

11) Sosyal hayatınız nasıl geçiyor?

 

Sosyal hayatımız sade, rahat, sakin. Dışardan bakıldığında belki böyle gözükmüyor, ama günlerimiz yoğundur. Grupların ve cemaatin duası için hazırlamak, onlarla ve Türk ziyaretçilerle ilgilenmek, Kiliseyi ve çevreyi düzenli ve temiz tutmak, günlük dua programımıza sadık kalarak yerine getirmek (günde 3-4 saat) ve normal yaşam ihtiyaçlarımızı karşılamak... bunları yaptıktan sonra gezmek için pek zamanımız kalmıyor. Fakat mümkün olduğu kadar, özellikle yıldönümlerinde ve bayramlarda tanıdığımız ailelerle ilişkide kalmaya çalışıyoruz.

11. Come si svolge la vostra vita sociale?
La nostra vita sociale è semplice, pacifica, tranquilla. Forse guardando dal di fuori non sembra, ma le nostre giornate sono molto piene. Preparare per la preghiera dei gruppi e della comunità, interessarci di questi e dei visitatori musulmani, tenere pulita e in ordine la chiesa e i dintorni, essere fedeli al nostro programma quotidiano di preghiera (3 -4 ore al giorno) e accudire alla normali necessità della vita... Fatto questo non ci resta tanto tempo per passeggiare. Però, per quanto è possibile, specialmente nell'occasione di ricorrenze e feste, cerchiamo di curare i rapporti con le famiglie che conosciamo.

12) Aziz Pavlus kimdir?

 

Pavlus M.S. 5-6 senelerinde Tarsus’ta dindar bir Musevi ailede doğmuştur. Tarsus o zamanlarda önemli bir ticaret merkezi idi, aynı zamanda çeşitli felsefe okulları da bu şehirde öğretilerine yaymaya çalışmışlardır. Pavlus’un babası Ferisilerin dini kurallarına sıkı bir şekilde bağlı idi.
Pavlus da bu ortamda büyümüştür ve Hıristiyanlara zulmediyordu, onları hapishaneye getiriyordu. Ta ki bir gün Şam’daki Hıristiyanları hapsetmek için o şehre doğru giderken Hazreti İsa ona göründü. O andan itibaren Pavlus’un Hıristiyanlara karşı tutumu tamamen değişmiştir; daha önce onların düşmanı olan Pavlus onların dostu oldu; İsa’nın öğretisini, demek ki İncil’i kabul etti ve onu tanıtmak ve yaymak için çalışmaya başladı. Bu maksatla üç uzun yolculuk yaparak Roma İmparatorluğun dört bir yanına giderek İncil’i yaymıştır. İlk yolculuğu 45-49 senelerinde yapmıştır. Antakya’dan hareket ederek, Kıbrıs adasına uğramıştır ve oradan denizi aşarak Perge ’de karaya çıkmıştır. Toros dağlarını aşarak Pisidya Antakya’sına (Yalvaç) varmıştır. Bu şehirde birkaç hafta kalarak oradaki havrada İncil’i tanıtmaya çalışmıştır. Ama oradaki Museviler ona karşı hakaret ederek onu bu şehirden kovmuşlardır. Bunun üzerine Pavlus İkonyum’a (Konya) sığınmıştır ve oradaki halka İsa’nın öğretisini tanıtmıştır. Sonra güneye doğru hareket ederek Derbe ve Lystres şehirlerinde de İncil’i tanıtmaya çalışmıştır. Her yerde “Kilise” denilen bir Hıristiyan cemaati kurmuştur. Nihayet aynı yoldan geçerek oradaki Kiliseleri ziyaret etti ve sonunda Antalya’da gemiye binerek Antakya’ya dönmüştür.
İkinci yolculuk 50-52 senelerinde yapılmıştır. Bu sefer ise denizden değil, kara yollarını kullanarak seyahat etmiştir. Yine Antakya’dan hareket ederek Tarsus ve Kilikya’dan geçerek daha önce kurduğu Kiliseleri ziyaret ederek Konya’ya kadar gitti. Sonra Yalvaç’tan geçerek batıya doğru Troas limanına kadar ilerledi (bugün Odunlar İskelesi). Buradan gemiye binerek Makedonya’ya geçmiştir. Philipes, Selanik, Berea, Atina ve nihayet Korint şehirlerinde İsa’nın öğretisini tanıtmıştır. Ve nihayet deniz yolu ile Antakya’ya d
önmüştür.
Üçüncü yolculuk 53-58 yıllarında yapılmıştır. Yine aynı yolu takip ederek daha önce kurduğu Kiliseleri ziyaret etti. (Derbe, Konya, Yalvaç, v.s.). Efes’e kadar ilerledi. Bu şehirde iki yıldan fazla kalmıştır, önemli bir cemaat kurmuştur. Korint, Philipes v.s. cemaatleri ziyaret ederek kara ve deniz yollarıyla Kudüs’e gitmiştir. Bu şehirde tutuklanmış ve nihayet tutuklu olarak Roma’ya gelmiş; en sonunda bu şehirde, kesin olarak bilinmeyen bir tarihte, boynuna vurularak idam edilmiştir.

Pavlus İkonium şehrinde bulunduğu sırada her şehirde olduğu gibi birkaç kişi Isa’nın öğretisini kabul ederek onun müritleri olmuştur. Konya’da en tanınmış mürit, kuşkusuz azize Thekla idi. Thekla Hıristyan olduktan sonra inzivaya çekilmiştir. Fakat sonra İsa’ya sadık kalmak için, bir çok işkencelerde geçtikten sonra idam edilmiştir.

Pavlus kurduğu Kiliseleri ziyaret etmekle yetinmemiştir, aynı zamanda onlara önemli mektuplar da yazarak İsa’nın öğretilerini hatırlatmış ve yorumlamıştır; bu mektuplar İncil’in birer parçası olmuşlardır.


 

*

La sua attività missionaria è approvata dalla Chiesa di Gerusalemme, dove nel 48-49 partecipa al concilio degli Apostoli (Atti 15,1-35). Da Antiochia parte per un secondo viaggio a Listra, in Galazia, a Filippi e ad Atene e Corinto (49 - 52). Inizia a scrivere lettere alle Chiese (1 e 2Tess). Nel 52 è di nuovo a Gerusalemme e ad Antiochia.
Terzo viaggio (53 - 58): in Galazia e Frigia; trascorre a Efeso qualche anno, poi è in Macedonia e a Corinto. Scrive altre lettere (Fil, 1 e 2Cor, Gal, Rom).
A Pentecoste del 58 viene arrestato nel tempio a Gerusalemme. Condotto a Cesarea, rimane in carcere due anni; compare davanti a Festo che lo invia a Roma (autunno 60: naufragio, inverno a Malta). Dal 61 al 63 rimane sotto custodia militare a Roma. Scrive Col, Ef, Filemone.
Liberato, probabilmente si reca in Spagna, a Efeso, in Macedonia e a Creta, scrivendo 1Tim e Tito. Di nuovo incarcerato a Roma scrive 2Tim; nel 67 viene decapitato e sepolto a Roma (oggi San Paolo fuori le mura).

12. Chi è San Paolo?
Saulo, chiamato Paolo, nasce a Tarso in Cilicia tra il 5 e il 10 d.C. da famiglia ebrea della tribù di Beniamino, fariseo (Fil 3,5), cittadino romano. Discepolo di Rabbi Gamaliele a Gerusalemme è zelante nel perseguitare la Chiesa appena nata. Mentre, verso il 34, va a Damasco per imprigionare i nuovi credenti, gli appare Gesù risorto (Atti 9 - 22 - 26). Battezzato da Anania, è conquistato dall'amore a Gesù e diviene fedele interprete del Vangelo. Trascorsi due anni in Arabia (Gal 1,17; At 9,25) torna a Tarso. Qui viene cercato da Barnaba per evangelizzare Antiochia (Atti 11,25). Con lui compie un primo viaggio missionario (46-48), giungendo a Cipro, ad Antiochia di Pisidia, a Iconio, a Listra e Derbe (At 13-14). Supera innumerevoli pericoli e persecuzioni (2Cor 11).

13) Yaklaşık 100 yıl önce Konya’da yaşayan Maruniler hakkında bilgi verebilir misiniz?

Konya’da çok az Maruniler vardı: onlar özellikle Mersin şehrinde ve civardaki köylerde oturdular. Mersin’de bir kiliseleri de vardı.

 

14) Kendinizi gizleme gereği duyuyor musunuz?

 

Hayır. Ne gizleme ne de kendimizi gösterme gereği duyuyoruz. Normal olarak hizmetimizi yerine getirmeye çalışıyoruz. Neden kendimizi gizlemek? Utanacak veya saklanacak bir şey yok; Rab için bu hizmet ediyoruz. Korku yüzünden mi? Hepimiz ve her yerde Rab’bin elindeyiz. Kendimizi gösterme veya yüceltme nedeni de yok, yaptığımız her şeyi Rab’be şükretmek için yapıyoruz. Ayrıca biliyoruz ki, Rab’bin uğruna bizden daha çok fedakarlık eden sayısız insan var.

 

13. Potete dirci qualcosa riguardo ai Maroniti che vivevano a Konya circa 100 anni fa?
A Konya c'erano pochissimi Maroniti: essi vivevano soprattutto nella città di Mersin e nei paesi vicini. A Mersin c'è anche una loro chiesa.

14. Sentite la necessità di nascondervi?
No. Non sentiamo necessità nè di nasconderci nè di metterci in mostra. Cerchiamo di compiere il nostro servizio in modo normale. Perchè nasconderci? Non c'è niente di cui vergognarci nè da nascondere; svolgiamo questo servizio per il Signore. Forse per paura? Ma tutti noi e in tutti i luoghi siamo nelle mani del Signore. Non c'è neppure nulla per cui mostrarci o esaltarci, tutto quello che facciamo lo facciamo per ringraziare il Signore. Sappiamo inoltre che ci sono innumerevoli persone che fanno molti più sacrifici di noi per amore del Signore.

15) Şu anda yapmakta olduğunuz görevinizin bir üst kademesi var mı?

 

Hayır, zaten, yaptığımız iş, Rab’be ve insanlara olan bir hizmettir; biz onu gönüllü olarak yapmaktayız; sevinçle ve sevgi ile yapmaktayız, çünkü Rab’bin bize olan sevgisinin büyük olduğunu bilmekteyiz; ayrıca, bu görevimizi iyi yapmaya çalışıyoruz, kendimize her hangi bir şeyi kazanmak için değil, insanlara hizmet ederek sadece Rab’bimize minnettarlığımızı göstermek istiyoruz. İsa’nın bize öğrettiği gibi, alçakgönüllülükle de çalışmayı arzu ediyoruz; O’nun bu sözlerini hatırlıyoruz: ‘Aranızda en büyük olan, hizmetkarınız gibi olsun; Mesih gibi: O, hizmet edilmek için değil, hizmet etmek ve kendi hayatını sunmak için geldi’.

15. C'è una carriera nel servizio che state facendo?
No, del resto il lavoro che facciamo è un servizio al Signore e agli uomini; lo facciamo gratuitamente, con gioia e amore, perché sappiamo che l'amore che il Signore nutre per noi è molto grande; cerchiamo inoltre di svolgere il nostro compito bene, non per guadagnare qualcosa per noi: servendo le persone desideriamo solamente mostrare la nostra riconoscenza al Signore. Come ci ha insegnato Gesù, desideriamo pure lavorare con umiltà; ricordiamo queste sue parole: "Il più grande in mezzo a voi, sia vostro servitore, come il Cristo, che non è venuto per essere servito, ma per servire e offrire la propria vita".

16) İzmir’e bağlısınız bu konuda biraz bilgi verebilir misiniz?

Hıristiyanlar için ruhsal anlamda birlik çok önemli, özellikle de Katolikler için. Bu yüzden her katolik cemaat bağımsız değil, kendi kendine yürümüyor. Her cemaat yerel Episkopos’a bağlıdır, her Episkopos da Papa’ya bağlıdır. Bu, hiyerarşi konusu değil (ordunun bir hiyerarşisi gibi değil), ama ruhsal bir gereksinimdir, doğru bir şekilde imanda yürüyüp yaşamak için gerekli bir şarttır; inanıyoruz ki birlik olduğu yerde Rab çalışabilir, bölünme olduğu yerde Şeytan çalışır. Buradaki hizmete başlamak için de Episkopos bizi takdis etti ve biz onunla birlikte hizmetimizle ilgili kararlar alıyoruz.

 

17) Ziyaretçilerden aldığınız tepkiler nasıl? Sıkça sorulan sorular neler?

 

Ziyaretçiler kiliseye sık sık sadece bizim ibadet hanemizi görmek için geliyorlar, bunu da saygı ile ve sessizlikte yapmaktadırlar; bu daha rahatça gerçekleşebilsin diye, ziyaret zamanında ilahi-müzik çalar. Bazen ziyaretçiler bize sorular soruyorlar; bu, birbirimizi daha derin bir şekilde tanımak için değerli bir fırsat olur, bundan memnun oluyoruz. Bazen, sık sık değil de, maalesef bazıları polemik bir ‘hava’ yaratıyor; gerçekten bu bize biraz ağır geliyor, ama Rab’bin yardımı ile rahat kalmaya çalışıyoruz; bu ziyaretçilere de Rab’bin sevgi dolu yüzünü göstermeye çalışıyoruz: O’nun, herkese olan sevgisi fikrimizden, iknamızdan daha üstündür; O, evlatlarının arasında barışın olmasını diliyor, çünkü barış, sabır, sevgi dolu bir ‘hava’ cennetin havasıdır: onu teneffüs eden herkese iyi gelir.

Ziyaretçilerin en sık sordukları sorular şunlardır: Siz Allah’a inanıyor musunuz? Müslüman hakkında ne düşünüyorsunuz? Duanız nasıl? Hazreti İsa Peygamber’in Haçta öldüğünü nasıl söyleyebilirsiniz? Kısaca biz anlatıyoruz ki, tabi ki, biz de Allah’a inanıyoruz, ama inanmamız bizim Öğretmenimiz İsa’nın söylediklerine dayanır; O öldü, gerçekten öldü; bizi kurtarmak için öldü..., o kadar büyük bir sevgi eylemini, bizim uğrumuza, ancak ve ancak O yapabilirdi! Ve O gerçekten dirildi; O, ölümden bile güçlüdür.

16. Potete dirci qualcosa riguardo al vostro legame con Izmir?
Per i cristiani, e particolarmente per i cattolici, l'unità spirituale è molto importante. Per questo ogni comunità cattolica non è indipendente, non cammina per proprio conto. Ogni comunità dipende dal Vescovo del luogo, ogni Vescovo dipende dal Papa. Non si tratta di una gerarchia, ( non è come una gerarchia militare), ma di una necessità spirituale, una condizione necessaria per poter camminare e vivere nella fede in modo retto; sappiamo che dove c'è l'unità può lavorare il Signore, dove c'è divisione lavora il diavolo. Anche per iniziare il nostro servizio qui ci ha benedetto il Vescovo e noi prendiamo in unità con lui le decisioni che riguardano il nostro servizio.

17. Quali sono le reazioni dei visitatori? Quali le domande più frequenti?
Spesso i visitatori vengono in chiesa solo per vedere il nostro luogo di preghiera, e fanno ciò con rispetto e in silenzio; perché questo possa realizzarsi meglio nel tempo delle visite facciamo sentire della musica o dei canti. Qualche volta i visitatori fanno delle domande; ciò diviene una preziosa occasione per conoscerci reciprocamente in modo più profondo: ne siamo contente. A volte, non spesso, qualcuno crea un clima polemico; veramente questo ci è pesante, ma, con l'aiuto del Signore, cerchiamo di rimanere in pace e di mostrare anche a queste persone il volto pieno d'amore del Signore: l' amore che egli nutre per tutti è al di sopra delle nostre idee, dei nostri pensieri;

 

 

 

 

 

 

 

*

 

 

lui vuole che tra i suoi figli ci sia la pace, perché "un'aria" piena di pace, di pazienza, di amore è "un'aria" di paradiso, che fa bene a tutti quelli che la respirano.
Le domande fatte più frequentemente dai visitatori sono queste: Credete in Dio voi? Cosa pensate dei musulmani? Com'è la vostra preghiera? Come potete dire che il Profeta Gesù è morto in croce? Brevemente spieghiamo che, certamente, anche noi crediamo in Dio, ma che la nostra fede poggia su quanto ha detto il nostro Maestro Gesù; egli è morto, è veramente morto; è morto per salvarci…, lui e lui soltanto poteva compiere un così grande atto d'amore per noi, per salvarci! Ed egli è veramente risorto; egli è addirittura più forte della morte.

18) Siz Müslümanlar ve Konya halkı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Biz düşünüyoruz ki, hepimiz insanız, Hıristiyan olsun, Müslüman, olsun, Musevi olsun, Budist olsun, ateist olsun. Farklı düşünüyoruz, farklı inanıyoruz, fakat hepimiz Tanrı tarafından yaratılmış ve daha da önemlisi, O’nun tarafından sevilmiş insanız. Bu yüzden ancak ve ancak sevgiyle birbirimize bakmamız gerekiyor. Eminiz ki, Tanrı’nın en önemli emri, O’nun esas isteği şudur: birbirimizi sevmektir, yargılamak ve savaşmak değil. Düşünüyoruz ki, “Müslümanlar böyleler, Hıristiyanlar şöyleler” diye yargılayamıyoruz çünkü insan olarak hepimiz zayıfız, bu yüzden her dinde iyi ve kötü örnekler var. İnanıyoruz ki, İsa bütün insanlar uğruna hayatını feda etti, bu yüzden tüm insanlara O’nun gözleriyle bakmak istiyoruz. Komşularımızın pek çoğuyla ve mahallemizdeki esnaflarla güzel bir diyalog yaşıyoruz. İhtiyacımız olduğunda hemen yardımımıza koştular. Bizden uzak duranlar da var; ama herkes özgürdür. Resmi bürolarda ve diğer ortamlarda genelde sempati ile bize bakılıyor ve yardımseverlikle bize davranılıyor.

 

18. Cosa pensate dei musulmani e degli abitanti di Konya?
Pensiamo che tutti noi siamo uomini, sia i cristiani che i musulmani, sia gli ebrei che i buddisti e gli atei. Pensiamo in modo diverso, crediamo in modo diverso, ma tutti siamo creati da Dio e, più importante ancora, tutti siamo persone amate da lui. Per questo è necessario che ci guardiamo gli uni gli altri solamente con amore. Siamo certi che il comandamento più importante di Dio, la sua volontà fondamentale è questa: che ci amiamo gli uni gli altri, non che ci giudichiamo nè facciamo guerra. Pensiamo che non si possa giudicare così: "I Musulmani così, i cristiani così", poichè tutti, in quanto uomini, siamo deboli, per questo anche in ogni religione ci sono esempi buoni e cattivi. Crediamo che Gesù ha offerto la sua vita per tutti gli uomini, perciò desideriamo guardare tutti con i suoi occhi. Con molti nostri vicini e con i negozianti della nostra zona viviamo un bel dialogo. Quando ci siamo trovate nel bisogno alcuni di loro sono subito corsi ad aiutarci. C'è anche chi si tiene lontano da noi: tutti sono liberi. Di solito negli uffici pubblici e negli altri ambienti siamo guardate con simpatia e ci trattano con carità.

19) Ailenizden kilometrelerce uzaktasınız, neler hissediyorsunuz?

 

Biliyoruz ki hizmet etmeyi arzuladığımız Rab ailemiz ile ilgileniyor, aynı zamanda O, bize olan sevgisini hissettiriyor; O’nunla birlikte yaşıyoruz, somut bir şekilde O, kendi yakınlığını bize tattırıyor; bunun için endişe ve yalnızlık hissetmiyoruz. Ayrıca, burada oturanlar bize sık sık küçük sevgi işaretleri vermektedirler: çay ikram edip, yolu bulmak için yardım ediyorlar, hatalı Türkçemiz için sabır gösteriyorlar... Bu davranışlar bize aile ‘havasını’ hissettiriyor.

19. Siete lontane migliaia di chilometri dalla vostra famiglia: cosa provate?
Sappiamo che il Signore, che noi desideriamo servire, si prende cura delle nostre famiglie, nello stesso tempo egli ci fa sentire il suo amore. Viviamo con lui, ed egli ci fa gustare in maniera concreta la sua vicinanza, per questo non proviamo nè preoccupazione nè solitudine. Inoltre quelli che vivono qui ci danno spesso piccoli segni di amore: ci offrono il çay, ci aiutano a trovare la strada, mostrano pazienza di fronte agli errori del nostro turco… Questi comportamenti ci fanno sentire un clima di famiglia.

 

20) Sizin söylemek istedikleriniz nelerdir?

 

Şunu söylemek istiyoruz: Türkiye’de sevinçle yaşıyoruz; nitekim burada çok Azizler yaşadı, hatta IV. yüzyılda buradan bizim bölgemize (Kuzey İtalya) üç keşiş aracılığıyla Rab İsa’ya olan iman ulaştı. Özellikle bunun için mutluyuz: çünkü biz İsa’ya aidiz, O yaşıyor, her an, her durumda O’nunla birlikte yaşayabiliriz, O’nunla birlikte karşıladığımız her insanı sevebiliriz.

20) Ultima domanda: Quali sono le cose che desiderate dire?
Desideriamo dire questo: viviamo con gioia in Turchia; qui infatti sono vissuti molti Santi, da qui, poi, nel IV secolo, attraverso tre monaci, la fede è giunta nel nostro Paese (Italia del Nord). Ma più di tutto siamo contente perchè siamo di Gesù, perchè egli vive e noi possiamo vivere unite a lui ogni momento, ogni situazione, e insieme a lui possiamo amare ogni persona che incontriamo.