Bizim için “Misyoner”
kelimesi, “gönderilmiş” demektir. İsa, Peder Allah’ın “misyoneri”dir;
O, Peder tarafından, günahların bağışlanması
aracılığıyla O’nun sevgisini getirmeye “gönderilmiştir”.
Katolik misyonerler Allah’ın, Mesih İsa’da gösterip bağışladığı
sevgiyi yaymaya çalışırlar. Allah’ın sevgisi karşılıksızdır,
ücret karşılığı istenemez, hiç kimsenin ruhunu satın
alınamaz. Allah’ın bizim, köle değil, tersine özgür oğulları
olmamızı istediğini bilmekteyiz. Bu yüzden Kilise de, parayla
satın alınmış değil, serbest oğullar olmamızı
ister.
Mesih
İsa’nın yaptığı gibi, acı çekmeye ve fakirliği
sevmeye hazır olmak yerine zenginleşmeyi isteyen satın
alınmış kardeşlere
nasıl güvenebiliriz? Kilise kendini inkar edecek kadar sevmeyi bilen
insanlar ister; ne parayla ne de başka yardımlarla hiç kimseyi
satın almak istemez. Kilise, dinine göre ayrı davranmadan,
Allah’ın sevgisini herkese bağışlamak ister, çünkü
Allah’ın yarattığı bütün insanları sevdiğini ve
herkes için gerçek mutluluk istediğini bilmektedir.
Missionario per noi significa “mandato”. Gesù è il “missionario” del Padre, “mandato” a portare il suo amore con il perdono dei peccati. I “missionari” cattolici cercano di diffondere l’amore che Dio ci ha manifestato e donato in Gesù. L’amore di Dio è gratuito, non si fa pagare e non compra l’anima di nessuno. Sappiamo che Dio vuole che noi siamo come figli per lui, liberi, non schiavi. Perciò anche la Chiesa vuole che noi siamo come figli liberi, non acquistati con denaro.
Come potremmo fidarci di fratelli comprati, cui interessa arricchire
invece che essere disposti ad amare la povertà e a soffrire come Gesù? La
Chiesa vuole persone capaci di amare fino a rinnegare se stessi; non vuole
comprare nessuno né con denaro né con altri favori. Il suo amore lo dona a
tutti senza distinzione di religione, perché sa che Dio ama tutte le sue creature
e vuole per tutti la vera felicità!